“1901 senesinin sonbaharında, Kadıköy’deki Papaz Bağı’nda genç bir adam karşısındaki duvara kendi kendine şut çekiyordu. Duvara çarpıp geri gelen topu bazen ayağının içi ile plase, bazen de burnu ile abanarak karşılıyor, ayağını topa alıştırıyordu. BU talimi uzaktan izleyen arkadaşı yanına sokuldu. Biraz şaşkın bir ifadeyle:
-Azizim ne yapıyorsun, duvarı mı yıkacaksın? diye takıldı. Beriki topla oynamayı bırakıp yanına gelen arkadaşına döndü.
-Bak İngilizler. Rumlar takımlar kurdular, müsabaka yapıyorlar. Gel biz de bir futbol takımı kuralım onlara duman attıralım!”
İşte bu sözler ilk Türk futbol takımı “Black Stokcking” (Siyah Çoraplılar)’ın habercisiydi. Bu iki gençten topla oynayanı Bahriye Subayı Fuad Hüsnü, arkadaşı ise kürekçi Da Osmanlı Melekleri isimli önemli tarih ve araştırma kitabında Futbol Tarihimizin bilinmeyen ve kitabın alt başlığında da belirttiği üzere Kadim Devreleri’ni anlatıyor. Güzel olanı ise bu daha birinci cilt. Mehmet Yüce, dönemin Osmanlı ve Avrupa basınını ve belgelerini tarayarak 1875’teki başlangıcından 1923’e kadar, Türkiye’de futbolun imparatorluk yıllarını adeta bir masal atmosferi ve roman diliyle anlatıyor. Maçların karşılıklı nezaketler silsilesi içinde yaşandığı, “Fikret Beylerin zarif bir burun vuruşuyla sayı yaptı”ğı, “rüzgârın aleyhlerine rağmen cümle takımın fedakârane gayretler göstererek Nihad Bey’in şiddetli vuruşlarını bertaraf ettikleri” gibi cümlelerle anlatıldığı, şampiyon olana özel tasarımlı, pek kıymetli altın kupalar yerine vazo verildiği zamanlar.
Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray değil sadece onlardan daha önce kurulan Ermeni, Rum, Yahudi, Levanten, İngiliz, Türk ve karışık cemiyetlerden kulüpleri. Sadece İstanbul’un değil İzmir kulüplerinin hatta Ankara, Trabzon, Eskişehir, Diyarbakır’ın bu arenada söz sahibi olduğu yıllar. Dahası sadece futbol değil aynı rüzgarın etkisiyle kriket, tenis ve ragbi kulüplerinin art arda kurulduğu ve aynı etkiyle insanları peşinden sürüklediği zamanlar. Osmanlı Melekleri, geç Osmanlı dönemi toplumsal hayatında futbolu, toplu oyunları ve onların yarattığı etkiyi anlatıyor. Çok önemli bir kitap. Hele yakın zamanda yaşanan tuhaf “Süper Kupa” tecrübesinden sonra, okunması şart!
